|
|
Kurye KuruçeşmeOrtaköy’den Defter burnu ile; Arnavutköy’den Saray burnu ve Çorluklu Ali Paşa Yalısı (bugünkü Robert Lisesi girişi) ile ayrılan sahil boyunca ve arkasındaki sarp kayalık tepelerde yer alır. “Bithias”, “Kalamos”, “Amapolos”, ve “Kuruçeşme” günümüze kadar aldığı isimlerdir. Semt sakinleri, koruları ve bol akar suları yüzünden, eski isminin Kuruçeşme olduğunu iddia ederler. Eski çağlarda denizciler, Kafkas bölgesinin zenginliklerini yağmalamak, ticaret yollarına ulaşmak için Boğaziçi’nin iki yakasındaki tepelerde yer alan tapınaklarda çeşitli tanrılara dua eder, sunaklara hediyeler bırakırlardı. Bir görüşe göre bugünkü Kuruçeşme’nin yerinde, sahile kadar uzanan bir kamışlık (Kalamos) ve Medeia’nın defne ağacının bulunduğu Bithias ile bunların yanında sahile doğru inen Baka Tepesi’nde Meterteon (tanrının annesi Rea, bazılarına göre İsis) adında bir yer vardı. Boğaziçi’nde önce Bizans sonra Osmanlı yapılarında yapı taşı olarak kullanılmış işlenmiş mermerler ve Yunan mitolojisi bu konuda ipuçları veriyor. Kuruçeşme’de bulunan bazı işlenmiş mermer parçaları bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir. Ancak uzmanlar bu konuda görüş birliğine henüz varmamışlardır. Bizans döneminde stilit rahipleri, 433’tan itibaren Simon Stilit 34 yıl, birer sütun üzerinde bu semtte yaşamışlardır. Semtte ait çok eski gravürlerle bu sütunlara rastlanmaktadır. 9.yy’da Patrik Tarsias (784-806) Ayios Tarsias Manastırını yaptırmıştır. Bizans hizmetindeki Peçenekler 1048’de atlar üzerinde Boğaz’ı geçip manastır yanından karaya çıkmışlardır.15.yy’a kadar durduğu bilinen manastırın Defterdar burnu ile Kuruçeşme Koyu arasında olduğu tahmin edilmektedir. Kuruçeşme yerleşmesinin yüksek bir yerinde Ayios Dimitros Ayazması vardır. Kaynağına uzun bir yer altı yolundan gidilir. Tatlı suyunun şifalı olduğuna inanılır. Ayrıca bağlar içinde Ayia Lipsi, Ayios Nikolaos ayazmaları vardır. 17.yy’da köyün sakinleri, semtte cami, hamam,çeşme vb’leri olan daha çok der içinde oturan Müslümanlar; 11 mahalle , 3 sinagog ile Yahudiler; 2 kilise,3 mahalle ile Rumlar ve 1 kilise ile az sayıda Ermenilerdir. Bölgede bedesten, han, imaret binaları yoktur. Ancak 200 kadar dükkan bulunmaktadır. Evliya Çelebinin Seyatname ‘sinde bahsettiği cami, II. Mehmet’in (Fatih) tezkireci başısı Osman Efendinin yaptırdığı bugünde ibatede açık olan camidir.17.yy’da yenilenmiştir. Caminin kuzeyinde ve batısında yüksek duvarlar arkasında çınar ve servi ağaçlarının beklediği mermer bezemeleri taşları ile iki hazine vardır. Semte ismini veren çeşme, caminin alt katında ve doğu cephesinde (yol cephesi) haremin altında yer alan 1095 /1683 tarihli çeşmedir. Daha sonra suyu kaçmış olan çeşmeyi Köprü zade Fazıl Ahmet Paşanın kız kardeşi onartıp yaptırmıştır, Çeşme 1983’te restore edilmiştir. Caminin güneybatı köşesinde, Alay Emini Sokağı’nın hamamın arka bahçe duvarı ile bitiştiği yerde, yazıtı ve su haznesi ile acı sulu bir Osmanlı çeşmesi, günümüzde de kullanılmaktadır. Kuruçeşme Hamamı diye bilinen ve yakın zamana kadar orijinal hali ile kullanılan hamam, Bostancı Ocağı’nın Hastal Ağası Vakfı’ndan Bostancı Hamamıdır. Yol cephesinde 3 katlı ahşap soyunmalığı ile daha çok bir konutu andırıl. Arka bahçesinde kubbeli yıkanma mahalleri, külhanı vardır. Bahçesi ağaçlıktır. Köy içinde kırbaç Sokağı’nda Surp Haç Ermeni Kilisesi ve Kırbaç Sokağının kesiştiği yerde Rum Ayos Dimitros Kilisesi ile Safran burnundaki bir Rum ailenin şapeli niteliğinde Ayia Yani kiliseleri günümüzde faaldir. Sinagoglar ve Yahudiler mezarlıklarından hiçbir iz kalmamıştır. III. Selim zamanında (1789 –1807) Rumların açtıkları tıp denen eğitimi amaçlı, Millet-i Rum Talimgahı denen Kuruçeşme Akademisi I. Dünya Savaşı sonrasında hastane olarak kullanılmıştır. Kuruçeşme 19.yy’ın başlarında İstanbul’un önde gelen semtlerinden idi. Bu semtte padişahın özel izniyle oturabilirdi. Müslüman yapıları aşıboyası, yeşil, beyaz; azınlık yapıları kurşuni, sarı renklere boyanırdı. Yükseklikleri farklı olurdu. Ulaşım, alışveriş kayıklarla yapılır, kayıklar kişilerin sosyal durumuna göre saplanırdı. Sık iskeleler arasındaki rıhtımlarda hizmetkarlar dolaşır, balıkçılar ağlarını yayar, kayıkçılar mallarını satarlardı. Ulaşım kayıklarla olduğu için önceleri tepelere değil kıyılara yerleşilmişti. Daha sonraları,19.yy’ın ikinci yarısında buharlı gemiler, karayolu ve tramvay ulaşımı kolaylaştırmış, çevreyi devamlı oturul, kalabalık bir semt haline getirmiştir. Semtte sultan, vükela ve Safran burnuna doğru da Musevi, Rum sarraf, banker ve doktorların yalıları vardı. Kuruçeşme’de Ortaköy sınırından Sarraf burnuna kadar, sahilde, sultanların ve devletin ileri gelenlerin yalıları yer alırdı. Semtin kuzey sınırını meydana getiren Safran burnu bu adı, buradaki yalıların gayrimüslim sarraflarına ait olmasından almıştır. Yine aynı yerde hekimlerin de yalıları vardır. Yalılar bazen yolun kara tarafındaki koru ve bahçelere, yol üzerinden geçen köprülerle bağlanırdı. 19.yy’ın başlarında, Ortaköy Defterdar burnundan Kuruçeşme’ye doğru ilk yalı III. Mustafa’nın (hd 1757 –1774) kızı Hatice Sultanın ölümünden sonra diğer sultanların oturduğu yalı 1892’de yıktırılmış, yerine II. Abdülhamid’in (hd1876 –1909)kızları Zekiye ve Naime sultanlara, eş iki saray yaptırmıştır. Defterdar İbrahim paşa Camii’nden sonra Sadrazam Yusuf Paşanın kardeşi Süleyman Bey Yalısı gelmekteydi, Hatice Sultan bu yalıyı maiyeti için kiralardı. Çeşitli defalar el değiştiren yalı 1908’de II. Meşrutiyet’ten az evvel II. Abdülhamid tarafından satın alınarak kızı Naile Sultan’a hediye edildi. Daha sonra Çavuşlar Katibi Tahir Efendinin yalısı gelirdi Onu izleyen İstanbul Ağası Sadık Ağa Yalısı önceleri Mehmet Efendi zadenindi. Boğaz’ın en eski binalarından biri olan bu yalı pek çok sahip değiştirdikten sonra 1894’te Adliye Nazırı Abdurrahman Paşa tarafından yepyeni denecek şekilde tamir ettirdi. Boğaz’ın en süslü yalılarından biri oydu. 26 Aralık 1920 gecesi çıkan yangında yandı. Şah Sultan yalıları , hanedan emlakinden biri büyük biri küçük, iki yalı idi. III. Selim’in kızı Şah Sultandan sonra bu yalıda Hibetullah Sultan oturduğundan yalı bu adla da bilinirdi. Pek çok defa sahip değiştiren yalı, en son Enver Paşa’nın eşi Naciye Sultan’a verilmişti. Ekmekçioğlu Deresi’nden sonra gelen, Boğaziçi’nin en meşhur binalarından biri olan Tırnakçı Yalısı, Tırnakçı Hasan Paşa (ö. 1602) tarafından yaptırılmıştı. Burada IV. Mehmet döneminde (1648-1687) Köprülü Fazıl Ahmet Paşa 10 yıl oturmuş; III.Selim zamanında (1789 –1807), Kaptan-ı Derya Küçük Hüseyin Paşa’nın eşi Esma Sultan’a verilmiştir. 1726’da yalının arkasındaki yüksek bir tepenin üstünde Kasr-ı Süreyya Köşkü yaptırılmıştır. Yalının son sahibi Seniha Sultan’dır. Aşçıbaşı Yetimleri Yalısı’ndan çıkan bir yangın ile 1909’da yanmıştır. 19.yy’ın birinci yarısında Tırnakçı Yalısı’na alt tarafında Hüsrev Paşa’nın kethüdası Emin Efendi’nin yalısı vardı. Daha sonra Abdülmecid tarafından satın alınmış ve burada kız kardeşi Adile Sultan’a bir sahil saray yaptırılmıştı. Eşi Mehmet Ali Paşa’nın ölümünden sonra Adile Sultan Yalıyı terk etmiş ve sahil saraya Seniha Sultan gelmiştir. 1791’de burada bulunan yalılardan Aşçı başı Yetimleri, Saliha SULTAN Kızı Fatma Hanım, Hekimbaşı Arif Efendi, Mollacık zade Ata Efendi, Ayvaz paşazade yalıları 1820’den sonra çıkan bir yangında yok olmuşlardır. Sahilde Enderun-ı Hümayum pazarbaşı Mustafa Bey’in Yalısı 18.yy’ın sonlarına aitti. Saliha Sultan Kızı Yalısı arasında yapılan ve 1887’de Amiral Çipçon Hasan Paşa’ya geçen ve çeşitli defalar el değiştirdikten sonra II. Abdülhamid tarafından alınıp Doktor Bier’e verilen yalı 1909’da yandı. Hekimbaşı Arif Efendi Yalısı’nın arsasına yapılan ve Mollacık zade Ata Efendi Yalısı da buradaydı. Kuruçeşme’de 5 tane iskele vardı. Bunlar: 1. aralık iskelesi,Kuruçeşme iskelesi, (bugün Kuruçeşme Parkının içinde kalan iskele); 2.aralık iskelesi (yine park içinde İSKİ su tankerlerinin durduğu iskele), 2 aralık iskele( vapur iskelesi yapısının olduğu yer), 3, aralık iskele (Galatasaray Adası’na kalkan motorların iskelesi); Kuyumcu başı İskelesi (Sarraf burnu’nun bugün kazıklı yolun başladığı yer) idi. Tezkireci Camii karşısında deniz kenarındaki bostancı karakolu ve yakınında Kızlar Ağası tarafından yaptırılmış bir mektep vardı. Kuyumcu başı iskelesinden Çorlulu Ali Paşa Yalısı Önüne kadar olan yaklaşık 200 yıldır Sarraf burnu olarak anılmaktadır. Burada , kıyıdaki yalıların arkasından geçen yolun üzerinde,setin üstünde Bizans döneminden kaldığı söylenen mahzen ve sarnıçlar bir süre sarraflar çarşısı olarak kullanılmıştır. Bu bölgedeki, bugün Memduh Paşa Yalısı Diye bilinen Ayaz paşazadelerin yalısının arkasındaki 80 dönümlük koruda da bir darphane bulunduğu bilinmektedir. Ayvaz paşazadelerin yalısının korusunda darphaneden başka su ile işleyen bir asansör ve paşanın silah müzesi olarak kullandığı yapılarda bulunmaktadır. Ayvaz paşazadeler Yalısı 1980(lerde restore edilmiştir Rüstem Paşa Yalısı diye anılan Tarakçız ade Yalısı, Ağababa Kapıcı oğlu Yalısı, Muhsin zadeler Yalısı bölgedeki yalıların bazılarıydı. Bu yalılardan büyük bir kısmı İşgal sırasında, 13 Haziran 1919’da Fransızların Kara Todori Paşa Yalısı’ndan çıkardıkları yangının büyümesi ile yok olmuş, ayakta kalabilenler de imar hareketlerinin kurbanı olmuştur. İstiklal Savaşı sonrasında hanedanın ve azınlıkların sahipsiz bıraktığı, arsa haline gelen bu yerler kömür deposu haline getirilmiş, ayakta durabilenler tütün vb depolarına dönüşmüş veya yıkıntı haline gelmiştir. Kuruçeşme sahilleri uzun süre kömür deposu olarak kullanılmış ve çirkin bir görünüm sergilemiş, 1986’dan sonra sahil kömür depolarından temizlenerek yeşillendirilmiş, kısmen park olarak düzenlenmiş, kısmen de Naile Sultan Yalısı’nda olduğu gibi güzel onarımlar yapılmıştır. Sarraf burnu 1919 yangınından kurtulan bir yer olarak günümüze kadar gelebilmiş 8 yalısı (binalardan 2’si hariç diğerleri restore edilmiş) ile dikkati çeker. Son imar hareketleri sırasında Sarraf burnu yalıları önünde kazıklı yollar geçirilmiş ve kıyı kısmen doldurularak kıyı hattı ve kotu değiştirilmiştir. Tarih boyunca yeşil koruları ile Kuruçeşme gravürlerde de böylece resmedilmiştir. Beş vekalet arşivinde Asakir-i Mansure Teşkilatı zamanında sayıları 28 olarak tespit edilen bahçeler arasında adı sayılmaktadır. Sultanlara ve zamanın yüksek rütbeli kişilerine ati olan sahil hane ve köşk bahçelerine çok önem verilmiş, hatta zaman zaman Avrupa’dan bahçıvanlar getirilerek bahçeler düzenletilmiştir. Kuruçeşme’deki bu tür tarihsel bahçelerden birkaçı şunlardır: 1726’da III. Ahmed’e verilecek bir şölen için tepede Kasr-ı Süreyya yapılmıştır. Muhzin zade Yalısı’nın arka bahçesinde ise III. Ahmed zamanından kalma hamam ve bahçenin dibinde mermer sofalar, havuzlar, fıskiye ve selsebilli setler bulunmaktaydı. Bu mermer sebilli bahçe ve fıskiyeler zamanla büyütülmüş, kameriyeler ilave edilmiştir. Tırnakçı Hasan Paşa’nın konağı ise, 1838’de I. Abdülhamid’in kızı Atiye Sultan için yeniden yapılırken güzel bir bahçe de düzenlenmiştir. 18. yy’ın ortalarında Tırnakçı Yalısı’nın yakınında bulunan ve sık sık sahip değiştiren Enderun-ı Hümayun Pazar başısı Mustafa Bey yalısının bahçesinde denizden girilen ve büyük bir kayık limanı vardı. Bugüne kalabilen özel korulardan Naciye Sultan ve Naile Sulan koruları belli dönemlerdeki inşaat izinleri ile önemli ölçüde tahrip olmuş; Emin Vafi Korusu ise Memduh Paşa Köşkü etrafında küçülmüş, bahçe ölçeğinde kalmıştır. Kuruçeşme’de Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı’nın pilot proje çalışması olarak1994’te yapılan sayımda, özel korular ve parklar hariç, yol kenarları ve ev bahçelerindeki tüm ağaçlar sayılmış, yerleri tespit edilerek bütün fiziksel özellikleri, sağlık durumları, envanter föylerine geçmiş, ayrıca 1/1.000 ölçekli haritalara işlenmiştir. Kuruçeşme’nin bugünkü peyzaj durumunu belirleyen sahil şeridinin görünümü de zaman içinde çok değişmiştir. Geçen zaman içinde yangında yok olan yalılar yerine 1919’da dönemin sadrazamı Ferit Paşa tarafından verilen emirle kömür depoları inşaası başlamış, devrin şehremini Cemil Topuzlu’nun istifasına rağmen yapım önlenememiştir. Uzun bir zaman bu çevre kirliliği ile kalan sahile 1988’de Prof. Dr. Günel Akdoğan’ın çizmiş olduğu park projesi uygulanmış ve 1989’da açılmıştır. Arka plandaki koruyu, görsel olarak, kıyıya bağlayan başarılı bir uygulamadır. |
Üye Girişi
|
||
| Kurye Ofis Temizlik Kurye | ||||


